Bir Fotoğrafı Anlamak – John Berger

0
83

Bu tip eserler, felsefi açıdan değer bulduğundan, bu eserler hakkında olumsuz eleştiri yazıları bulmak da zor olabiliyor. Bu felsefi değerinden ötürü bu kitaplar, sanatın kutsal kitabı olarak görüldüğü için eleştirecek kişinin zihninde “eleştirme, sanatsal açıdan donanımsız olduğun düşünülür” bakış açısı hakim oluyor olabilir. “Aman banane” demeyi çok düşündüm, ama vazgeçtim. Bu yüzden, bu kitap hakkındaki fikirlerimi kitap severler ile paylaşmaya karar verdim.

John Berger, fotoğraf alanında yazdığı kitaplarla en fazla önerilen yazarlardan birisi. John Berger’in, Bir Fotoğrafı Anlamak kitabı Geoff Dyer tarafından derlenmiş bir kitap.

Kamu fotoğrafçılığı, pozitivizmin umutlarının çocuğu olarak kalmıştır. Şimdi -bu umutlar öldüğü için- öksüz kalınca, tekelci kapitalizmin oportünizmi tarafından evlat edinilmiştir. fotoğrafın doğasındaki belirsizliği yadsınmasının, öznelliğin toplumsal işlevinin yadsınmasıyla yakından bağlantılı olması muhtemel gözüküyor. sf 92

Bir fotoğraf eleştirmeni tarafından yazıldığı unutulmamalı. Bu eleştirilerde, yoğun bir felsefi yazım dili kullanıldığından, okurken dikkatle ve de düşünerek izlecek ağır bir okuma süreci okuyucuyu bekliyor. Kullanılan felsefe terimleri de, daha önce eğer felsefe metinleri okumadıysanız sizi felsefe sözlüğü yardımına itiyor. Kullanılan terimleri gördüğünüzde anlamıyla ilgili hiçbir fikriniz olamıyor. Ancak bu tip eserleri çok okuyorsanız, kelime birikimiz yeterli olacaktır. Yanlış bir yönlendirme olmasını isteme, bu türde kullanılan belki 20-30 terim vardır kitap içerisinde.

Kitabın tercümesi muhtemelen kolay olmamıştır, ancak çevirmenler (birden fazla çevirmen çalışmış) daha kolaylaştırmak yerine belki de olduğu gibi bırakmayı tercih etmişler. Eğer orjinali de böyle ise, doğrusu olmuştur ancak okuması kolay bir metni zorlaştırdılarsa bence başarılı olmuşlar. Çevirinin tekniği hakkında yorum yapacak değilim, bir eser ne türde yazıldı ise elbette çevirisi de o türde olmalıdır.

Anlatım kazanan bir fotoğraf böylece diyalektik olarak çalışır: kaydedilen olayın tikelliğini saklayıp korur ve bu tikel görünümlerin denkliklerinin genel bir fikir eklemlediği bir an’ı seçer. sf 110

Kitabın zevkle okuduğum kısımları yok değil. Özellikle, Sebastiao Salgado ile yaptığı röportaj kısmını zevkle okudum. Oldukça keyifle yazılmış olan bir bölümden, daha çok bilgi almak mümkün oldu.

Diğer zevk alarak okuduğum kısım ise Ahlam Shibli’nin yaptığı bir çalışmanın anlatıldığı bölümdü.

Ahlam Shibli

Kitabın genelini, bir felsefe eseri kapsamında okursanız mutlu olabilirsiniz. Fotoğraf tartışması yerini çok zaman kelimelere, sorgulamalara ve düşüncelere bırakıyor. Sayfalarca işlenen bu tartışmadan, yeniden fotoğrafa gelinemeyebiliyor. Yeni fotoğrafa başlayanlara muhtemelen önerilen, yazılı eserler arasında yer alan bu ve benzer kitapların herkes için faydalı olacağını düşünüyorum. Kendi adıma konuşursam, ben başta böyle bir kitapla başlamış olsaydım ya kitabı ya fotoğrafı (kesinlikle bırakmazdım) bırakabilirdim.

Paragrafları bazen defalarca okudum, ne demek istiyor diye. Bu da, ciddi bir zaman ayırma anlamına geliyor. “E kitap bu, herhalde zaman ayıracaksın” diyorsunuz. Haklısınız. Bana zorlama gibi geldi bu anlam karmaşası yaratma çabası. Düşündüren, fotoğrafın oluşma anı ile sunumu ve sonrasında izleyicide hissettirdiklerini düşündüren kısımlarını sevdim ve keşke daha fazla bu yönde olsaydı dediğim de oldu.

Kitabın bütününde, kopukluk hakim olduğunu düşünüyorum. Tek tek olan bu parçalar, bütüne doğru götürmediği için nereye varacağınızı, vardığınız zaman da buraya nasıl geldiğinizi anlayamadığınız bölümler var. Sanki bölümlerin arası varmış da dolmamış gibi. Ya da o parçalar oraya neden konmuş diye düşündürüyor.

Nitekim Kertesz şöyle demiştir: “Fotoğraf makinesi aletimdir benim. Onun aracılığıyla çevremdeki her şeye bir neden atfediyorum.” “Neden atfetme”nin fotoğrafta izlediği özgül süreç üzerine bir kuram oluşturmak mümkün olabilir. sf 114

Fotoğrafların eleştirisi yapılırken, en çok aradığım kısım fotoğraflar oldu. İlginçtir ki, eleştirisi yapılan kareler kitapta olmayabiliyor. O fotoğrafları herkesin zihninde olduğu düşünülmüş. İyi ki internet var ki, hemen hangi fotoğraf olduklarını bulabiliyorsunuz. Acaba, biraz emek ver ve o kareleri kafana kazı mı demek istiyor yazar. Olabilir.

Ne mi kazandım bu kitabı okuyarak? Fotoğraf hakkında insanların nasıl düşünceler üretebildiğini belki de. Sanırım pek bana göre değilmiş. Belki size göredir. İçini karıştırmadan karar vermeyin yine de.

Fotoğraf ve kitap güzel şeyler, ikisi bir arada daha da güzel.