Yapay Zeka ile Aşk

Her 14 Şubat sevgililer günü yaklaşırken, sokak röportajları da başlar. Sokakta insanlara uzatılan mikrofonlarla, “sevgiliniz var mı” “sevgililer gününe yalnız mı gireceksiniz” veya “sevgilinize ne alacaksınız” benzeri sorular sorulur. Herkesin, “gerçek bir sevgilisi olmak zorunda” olduğu zannedilir. Oysa, artık yapay zekaya sahip, sanal bir sevgiliniz bile olabilir. Nasıl mı, buyrun hep birlikte görelim.

Hayatımızın bir döneminde gönlümüze göre eş ararız, ta ki buluncaya kadar. Bulunca aramayı bırakmanız gerekiyor, bunu biliyorsunuz sanırım. Gönlümüzdeki eşi ararken; yüzü gözü şöyle olsun, huyu böyle olsun diye düşünürüz. Ancak eskiden olay biraz daha farklıydı. Askerden gelen erkekler ile evlilik yaşına gelen kızlar aile büyükleri tarafından eşleştirilirdi. Sonraki dönemde ise bu işler çoook değişti. Bir dönem bu eşleşme için chat odaları kullanıldı, sonra yerini web sitelerine bıraktı. Daha sonra ise facebook ve instagram gibi mecralar ile yön değiştirdi bu eşleşme.

Videomun devamında Aşk (Her) filminden bahsedeceğim. Eğer izlemediyseniz ve izlemeyi düşünüyorsanız heyecanınızı berbat etmek istemem. Önce izleyip, sonra videoya dönebilirsiniz. Spike Jonze tarafından yazılan ve yönetilen filmde Theodor yakın gelecekte bir dönemde yaşamaktadır. Mesleği, başkaları için aşk mektupları yazmak olan Theodor, eşinden boşanma arefesindedir ve kendini yalnız hissetmektedir. Yaşadığı dönemde, eskiden olduğu gibi chat odalarına girmektedir. O dönemin chat odalarına giriş, bir klavye ve bilgisayar ekranına ihtiyaç duymamaktadır. Kulağında bulunan kulaklık ve mikrofon aracılığıyla sesli komutlar verebilmekte ve chat odasına diğer katılanlar ile konuşabilmektedir. Theodor; bunların hepsini cebindeki, mini bilgisayar aracılığıyla yapmaktadır.

Yalnızlığını gidermek için, bir gece yine chat odasına girer ve bu defa yaşadıklarından zevk almaz hatta hayal kırıklığına bile uğrar.

Filmin yakın gelecekte olduğunu sahnelerden anlayabiliyoruz. Ancak yakın geleceğin yaşanıyor olmasına rağmen, retro kıyafetler dikkatinizi çekmiştir. Bunun gibi küçük ayrıntılar filmin birçok sahnesinde mevcut. Yönetmen gelecek dönemde, teknoloji hayatimizda daha dazla olsa da, yine geçmişe bağlılığımızın devam edeceğini, ifade etmek istiyor, olabilir.

Theodor, bir gün iş çıkışı yürürken bir reklamla karşılaşır; dünyanın ilk yapay zekalı işletim sistemi: OS1. Boşlukta olduğu anda, bir çıkış yolu olarak gördüğü, işletim sistemini alır ve bilgisayarına kurar. Sistemin kuruluşu esnasında sorduğu “annenizle ilişkiniz nasıldır” ve “sosyal mi yoksa asosyal misiniz” sorularıyla sistem başlar.

Ve işte Theodor’a bir arkadaş gelmiştir artık. Theodor onunla nasıl konuşacağını bilemez başta. Hatta ona nasıl sesleneceğini de tahmin edemez. İlk şaşkınlığını ise ismini sorduğu anda yaşar. Çünkü Samantha -yapay zeka arkadaşı- ismini, 180.000 isim arasından, saniyenin beşte biri zamanda seçmiştir.

Peki Samantha’nın karakteri nasıldır, yani bir insan gibi mi? Evet kısmen bir insan gibi, onu yazanların karakterinden de küçük izler taşımaktadır. Theodor’un sevgilisi Samantha’nın, bir ruh eşi olması nasıl gerçekleşecek sizce? Önce Theodor’un bilgisayarındaki tüm dosyalara göz atacak ve onu tanıyacaktır. Sonra emaillerine erişecek ve günlük iletileri için ona asistanlık yapacak, mesela maillerini ona okuyacak ve onlara cevap yazmasına yardımcı olacak. Böylece; Theodor’u anbean takip ederek, öğrenmeye devam edecek. Samantha bir yapay zeka sevgili ve öğrenmesi için veriye ihtiyacı var, bunları Theodor’un hayatına dahil olarak toplamaya başlayacak.

Samantha’nın yardımları ve sürekli Theodor ile vakit geçirmesi ile artık ilişkilerinin kuluçka dönemi yaşanmaktadır. Bu sahnede yönetmen, Theodor’un gömleğinde ve ortamda kullandığı kırmızı tonlar ile, yapay zeka Samantha ile Theodor arasında “aşkı” başlattığını bize ifade ediyor. Filmde kullanılan renkler, genel olarak duygu hali ile benzerlik gösteriyor ve bize fikirler veriyor.

Theodor aslında biraz çekingendir, ama Samantha onun işinde yapmak zorunda olduğu redaksiyonlarını hızla yapar ve yaklaşan toplantısını hatırlatarak bu çekingenliğini alır. Hatta ileride bir de jest yapacaktır, bu jestini onun maillerine erişerek yapar. esasında bu jest ve benzeri bir şeyi hayatınızda, size en yakın olan birisi bile yapamayabilir. Neden mi, hayatınızda kim sizin maillerinizi ve bilgisayarınızı sürekli karıştırıyor? Gençlik dönemi kıskançlıklarını saymazsak.

Yakın gelecekte, bu filmde yaşananların büyük kısmını yaşayacağımızı kimler düşünmüyor?
Oyun oynarken kullandığımız kollar ortadan kalkıyor ve yerini ellerimizle yönetebildiğimiz oyunlara bırakıyor. Daha da ötesi, oyunda yönettiğiniz ikonla sohbet ediyorsunuz hatta size laf bile yetiştiriyor. Üstelik tam bu sırada sanal sevgiliniz sohbete dahil oluyor. Üç ses var odada ancak tek bir tanesi insana ait. Ürkütücü geliyor değil mi düşününce?

Yakın gelecekteki insanın yapayalnız olacağını ifade eden görseller ile yönetmen gelecek hakkındaki fikrini izleyiciye iletiyor.

Yapay zeka sevgiliniz sürekli sizinle iletişim halinde, size gelen tüm mailleri okuyor ve kamerasıyla sizin dünyanızı izliyor. Sizin ne zaman yemek yediğinizi ya da yemediğinizi dahi biliyor.

Theodor ile yapay zeka sevgilisi birlikte bolca vakit geçirirler, plaja giderler ve saatlerce sohbet ederler. Bir gün iş yerinden arkadaşı, onu ve Samantha’yı davet eder.
Theodor, Samantha için “o bir işletim sistemi” dediğinde arkadaşı şaşırmadan devam eder davetine.

Samantha ile Theodor bir gün; cinsel ilişki bile yaşar, tabi ki sanal olarak. Çok kısa bir süre sonra Samantha, garip bir teklifle gelir Theodor’a. Theodor gibi yalnız olan bir başkasını, yaşadıkları cinselliğe vekil olmayı önerir. İşler çığrından çıkıyor değil mi? Bunları duyunca siz de gelecek hakkında biraz endişelenmiyor musunuz?

Başta söylediğim jestin sırası gelir bir gün. Samantha, Theodor’un maillerinden aldığı yazıları, Theodor’un haberi olmadan bir yayınevine gönderir. Burası fena değil mi, yapay zeka tüm maillerinize ve dosyalarınıza sahip. Elbette sorma ihtiyacı duymayacak, başta izni verdiniz. Sonuçtan Theodor memnun tabi.

Aynı anda başka yapay zekâlarda bulunmaktadır platformda! Mesela, bir yapay zeka 1973 yılında ölmüş bir filozof olan Alan Watts’ın tüm eserlerini okuyabilir, onu tanıyabilir ve artık onun gibi düşünebiliyor. Ölüyü diriltmek denebilir mi, bir açıdan evet. Yapay zekada yaşayan Alan Watts ile Samantha, kendi platformlarında sohbetler etmeye başlarlar.

Samantha, artık öğrenmek için sadece Theodor’un sağladığı verilere muhtaç değildir. Ve bu iki yapay zekanın birbiriyle konuşması, ana karakterimiz Theodor’u biraz rahatsız etmiş olabilir. Çünkü, gerçek duyguları olan bir canlı o ve şimdi karlı bir ormanda kendini yapayalnız hissetmektedir.

Kendiniz yalnız hisseden ve onu başkasıyla konuştuğu için, bir süre onu cezalandırmayı tercih eden Theodor, günler sonra yeniden Samantha ile konuşmak istediğinde ona ulaşamaz. Bir yapay zeka işletim sistemi olan Samantha, erişilemez durumdadır. Bu erişimeme durumuna fena halde telaşlanır Theodor, kendini terk edilmiş hisseder.

Telaşı çok uzun sürmez, sadece bir güncellemedir durumudur bu. Ona erişince, oldukça çok rahatlar Theodor. Oysa birkaç saniye sonra da aldatılmış hissedecektir. Çünkü yapay zeka sevgilisinin aynı zamanda 8316 kişi ile konuştuğunu ve 641 tanesi ile “AŞK” yaşadığını öğrenecektir. Theodor, yapay zeka sevgilisinde “insana dair” duyguları sorgulamaya başlar bu sahnede.

Ve hikayenin sonunda yapay zeka sevgilimiz Samanhta, Theodor’u terk eder. Bu hüzünlü ayrılığın acısını, Theodor sevdiği bir arkadaşı ile paylaşır. Yönetmenimiz, bir mesajla insanların birbirine ihtiyacı olduğunu mu söylemeye çalışmış bilemiyorum. Ancak insanların ne birlikte ne de ayrı kalabildiğine bir iğneleme yapmış olduğunu düşündürüyor bu sahne.

Esasında bu video ile yapay zeka konusuna dikkatinizi çekmek istedim. Amacım, sevgililer gününe yalnız mı giriyorsun diyen muhabir olmak değildi. Bir sonraki videoda yapay zekanın neler yapabildiğini ve hayatımıza ne gibi katkıları olacağını sizlerle paylaşmak istiyorum.